Haberler

İstanbul ve Ankara 1 Aralık Dünya AIDS Günü Etkinlikleri

İstanbul ve Ankara 1 Aralık Dünya AIDS Günü Etkinlikleri

 

ANKARA BÖLGESİ

Ankara Kızılay Sakarya Caddesi'nde Ankara'daki yerel birliklerin katılımıyla 1 Aralık Genç İnsiyatifi içindeki ortaklarımız ile beraber düzenlemiş olduğumuz 1 Aralık Dünya AIDS günü etkinliğimiz ciddi bir kitleye ulaşarak hedeflendiği şekilde tamamlandı. 

10.00'da Üreme Sağlığı Direktörümüz Ahmet Melih Erdoğan'ın yaptığı katılımcıları bilgilendirme konuşmasıyla başlayan etkinlik Sakarya Caddesi üzerindeki 2 farklı stand üzerinden devam etti. 120'den fazla katılımcının gün içindeki farklı saatlerde bulunduğu çalışmada sözel bilgilendirmenin yanı sıra broşür ve kondom dağıtımı da oldu. Saat 13:00'te TOG Vakfı'yla ortaklaşa bir basın bildirisi yapıldı. Bildiriden sonra katılımcılarımız cadde üzerinde bilgilendirme yapmaya devam ettiler. 

Yoğun ilgi sonucu tüm materyalimizi verimli şekilde tükettiğimiz etkinlik saat 15:30'da sonra erdi. 

Ankara, Başkent, Gazi, Hacettepe, Ufuk, Yıldırım Beyazıt, TOBB ETÜ Tıp Öğrencileri Birlikleri’nin Yerel Üreme Sağlığı Direktörlerine süreçteki yardımlarından dolayı minnetlerimizi sunuyor; katılım gösteren tüm gönüllülerimize de teşekkür ediyoruz.

 

İSTANBUL BÖLGESİ

Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi ile koordine olarak yürütülen etkinliğimiz İstanbul Bölgesi Yerel Birlikleri'nine bağlı fakültelerindeki 150'den fazla üyemizin yağmurlu havaya rağmen katılımıyla saat 14:00'te Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi Genel Sekreteri Anıl Cansızoğlu'nun tanıtımıyla başlayan etkinlik İç İlişkiler Takımı İstanbul Bölge Koordinatörü Emre Doğan'ın yapmış olduğu basın açıklamasıyla devam etti.

Basın açıklaması sonrası bazı üyelerimiz Beşiktaş Kartal Heykeli etrafında açılmış 4 istasyon şeklindeki standlarda bilgi verirken bazı üyelerimiz ise çevre sokaklara ve dükkanlara dağılarak bilinçlendirme çalışmalarının daha geniş bir alana yayılmasını sağladı.

Halkın ve esnafin yoğun ilgisi ile süren etkinliğimiz 17:00'a doğru sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi sorumluları etkinlikten ve öğrencilerin özverilerinden çok memnun kaldıklarını belirttiler.

Etkinliğe katılan Acıbadem, Bezmialem, Cerrahpaşa, Maltepe, Marmara, Medipol, Koç, İstanbul, İstanbul Bilim Tıp Öğrenci Birlikleri’nin Yerel Üreme Sağlığı Direktörlerine süreçteki yardımlarından dolayı minnetlerimizi sunuyor; katılım gösteren tüm gönüllülerimize de teşekkür ediyoruz. 

 

Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi ‘14 – ‘15

 

Korkma Yaşa (HIV/AIDS)

Değerli Tıp Öğrencileri,

1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde, sizlerin dikkatini vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemini etkileyen İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü (HIV) ve bunun sonucu oluşan Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu (AIDS)'na çekmek istiyoruz. 

Dünya AIDS Günü, HIV/AIDS ve neden olduğu problemler hakkında bilinç oluşturmayı amaçlayan geleneksel ve uluslararası bir gündür. HIV, bulaşan virüse verilen isim olup, kan yolu, cinsel temas ve anneden bebeğe olmak üzere 3 farklı şekilde geçiş gösterir. HIV, öpüşmek, sarılmak, sosyal ortamda bulunmak, ele ele tutuşmak, aynı çatal kaşığı kullanmak ve sivrisinek ısırması ile bulaşmaz. AIDS ise, HIV'in ileri dönem evresidir. Gereken ilaçlar alındığı takdirde AIDS evresine gelmeden ilerleme durdurulabilir. Öte yandan yine gerekli ilaçlar alındığı takdirde ve anne enfekte olmuş ise emzirmekten kaçındığı takdirde, HIV (+) bireylerin, HIV ile enfekte olmayan bebekleri olabilmektedir.

HIV (+) birey, HIV statüsünü enfeksiyon doktorundan başka kimseyle paylaşmak zorunda değildir ve tedavisi devlet tarafından karşılanır. HIV durumuyla ilgilenen hekim onun statüsünü tıbbi gerekçeler dışında bir başka meslektaşına açıklayamaz. 

Bizler Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, halkımızı ülkemizde ve dünyada önemli tabulardan birisi olan bu konu ile ilgili duyarlı olmaya davet ediyoruz. Çünkü toplumlar çeşitli nedenlerden dolayı HIV(+) bireylere karşı ön yargı-damgalama-ayrımcılık göstermektedir. Lakin HIV, dünyada bulunan sayısız virüsten birisi olduğu gibi, HIV ile enfekte bireylere gösterilen bu tutumlar, HIV ile savaşta, bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmalarında zarar vermektedir.
İzleyeceğiniz video, Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği - Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Yerel Yöneticisi Hüseyin SAĞLAM öncülüğünde çekilmiş olup, gerek kendisine gerek de Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği'ne ve ortakları TOGantep'e teşekkür ederiz

Ahmet Melih ERDOĞAN

Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği

Değerli Tıp Fakültesi Öğrencileri,

27 Kasım 2014 günü düzenlenen “Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği” (Avrupa Konseyi Beşte Bir Kampanyası) Paneline, Türk Tıp Öğrencileri Birliği’ni temsilen katılmış bulunmaktayız.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Çiğdem ERDOĞAN ATABEK’in açılış konuşması ile başlayan panelde, TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Türkan DAĞOĞLU şu sözler ile devam etti:
“Çocuk istismarı zenginin ya da fakirin sorunu değildir, istismar sosyoekonomik düzeye göre değişiklik göstermiyor, her kademede var. Çarpıcı olan kısım ise istismara maruz kalan çocuklar bunu %85 oranda yakın çevresinden görüyorlar.”

Ardından, Hollanda Kraliyeti Büyükelçisi Ron KELLER, istismara maruz kalan çocuklar komşu evlerde ya da komşu mahallelerde ya da komşu ülkenizde olmasının fark etmeyeceğini belirterek, Çocuk istismarının dünya sorunu olduğunu ve bu sorunla ilgilenmek için büyük bir tutku gerektiğini ve çocukların kendilerini koruyamayacak durumda olduklarından dolayı bu sorumluluğun bizlere ait olduğu ifade etti.

AKPM Türkiye Delegasyonu Başkanı Reha DENEMEÇ’ten sonra söz alan, Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Tomris TÜRMEN, katılımcıları bilgilendirirken şu önemli sözleri kullandı:
“Maalesef ki bizim bugün değineceğimiz konu gizli, karanlık ve fısıldaştığımız bir konu. Unutmayalım ki cinsel suçların %40’ı çocuklara karşı işleniyor. Çocuklar kendi yakınlarına güveniyor, bunu yapanlar dışardan hiç tanımadıkları insanlar değil. Çocuk gelinler de cinsel istismardır.”

Ardından, UNICEF Çocuk Koruma Bölüm Séverine JACOMY-VITE, Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi Hüseyin Serkan YILDIZ ve Uluslararası Çocuk Merkezi ‘nden Adem ARKADAŞ-THIBERT konuşmalarını yaptılar.

Daha sonrasında ise Milletvekilleri Fatoş GÜRKAN, Ayşe Eser DANIŞOĞLU, Ruhsar DEMİREL ve Sebahat TUNCEL sırası ile söz aldılar. Milletvekilleri yaptıkları farklı konuşmalarda Suriyeli kayıt dışı çocuklara ve Avrupa’daki Türk çocuklarına vurgu yaptılar. Aynı zamanda bu farklı konuşmaların içinde:
“Konuşulmayan, konuşulamayan bir konuya hayır demeyi öğretmekten bahsediyorsunuz. Eğer suçlunun ceza çekmesini ve tedavi edilmesini istiyorsanız 76 milyonu tedavi etmelisiniz ki sessiz kalarak suça ortak olmasınlar. Yaşananlar hep aile içinde kalıyor, gün yüzüne çıkmıyor.
Çocuk cezaevleri gibi bir sorunumuz var, burada ciddi istismar problemleri yaşanıyor.
Biz çocuk hakları sözleşmesini imzalıyoruz başka sözleşmelere dahil oluyoruz ama bazı maddelere çekince koyuyoruz. Bu kabul edilebilir değil. Mesele sadece yasa yapmak değil, yasalarımız gerçekten çok iyi ama sorunlar devam ettiğine göre demek ki başka şeyler yapmamız lazım. Kadın bedeni üzerinden yapılan bir savaş var, Suriye’den gelenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuk. Bu insanların sadece barınma ve beslenme sorunu yok, istismar sorunu da var. Ayrıca eşcinsel çocuklarımız da var, onların araştırması yapılmıyor, aileler kabul etmiyor…” sözleri ile konuya değindiler.

Panel bittikten sonra, birliğimiz adına TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Türkan DAĞOĞLU ve Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Tomris TÜRMEN ile görüşmelerde bulunuldu.

Ahmet Melih ERDOĞAN
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Cem GÖKHAN
Dış İlişkiler Takımı – Birleşmiş Milletler Ofisleri Sorumlusu

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı (TuBaKa V)'in Ardından

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı (TuBaKa), Ankara Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği ev sahipliğinde 16-17 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleşti. Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı’na 49 tıp fakültesinden 105 öğrenci katılım gösterdi.

Açılışına Anıtkabir’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda resmi bir törenle başlanan Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı, ‘birlik gönüllülerini bir adım daha ileri taşımak, yerel birliklerimizin gelişimine katkı sağlamak, sene içinde birliğin ilerleyeceği yolu çizmek ve paylaşmak’ hedefleriyle ilerledi. Toplantı programına birliğin genel işleyişi hakkında oluşturulan oturumlarla devam edildi. İç İlişkiler Takımı’nın koordine etmesiyle ilerleyen ‘Bölge Oturumları’ gerçekleştirildi, devamında Değişim Sınavı hazırlık sürecine dair bilgilendirme ve fikir paylaşımları yapıldı. Sosyal medya ve Reform süreçleri de Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı kapsamında görüşüldü.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk’ün katılımıyla zenginleşen toplantı kapsamında, Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk ‘Hekim olmak’ ve ‘Liderlik’ üzerine katılımcılarla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

İki gün süren Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı, Türk Tıp Öğrencileri Birliği Yöneticilerine ve Yerel Birliklerimize dönemin en başından hazır, planlı ve koordine olarak hareket etme ve çalışmalara daha etkili devam etme olanağı sunmuş oldu.

Yeni Çalışma Dönemimizi Anıtkabir'de Açtık

Yeni Çalışma Dönemimizi Anıtkabir'de Açtık

15 Kasım 2014 Cumartesi günü tüm yerel birlik başkanları, yürütme kuruluyla beraber Anıtkabir'de toplandı. Ata'nın manevi huzuruna çıkılması ve mozolesine çelenk konulmasının ardından Türk Tıp Öğrencileri Birliği Genel Başkanı Murat Aksoy, konuşma yaptı. 

Bu Utanç Tüm Dünyaya Yeter

Bu utanç tüm dünyaya yeter!

Çağımızın en büyük sorunlarından biri haline gelen insan hakları ihlallerinden birine, Ortaçağ'da insalığın maruz kaldığı uygulamalara, işkencelere, hak ve hürriyet tacizlerine, yasaklara bizzat dünyanın en büyük devletlerinden birisinin eliyle maruz bırakılan Uygur Türkleri, sadece doğuştan sahip oldukları, insan hak ve hürriyetlerini 'talep' ettikleri için soykırım ve asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Ayrıca sıkça ülkeden kaçan kişilerin sığınma talepleri ve geri iadeleri gündeme gelmektedir. Peki nedir Uygur Türklerinin istedikleri ve tüm dünyanın umursamadığı, katliamlarla ve polis şiddetiyle cevaplanan o istekler?

''Doğu Türkistanlı Uygurların Çin'den talepleri öncelikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde çerçevesi belirlenmiş ve imza altına alınmış olan uluslararası hukukun uygulanmasıdır.'' Uygurların taleplerini biz de şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. İnsanların yaşam hakkına saygı duyulması.
  2. Eğitim haklarının verilmesi.
  3. Yargı bağımsızlığının sağlanması.
  4. Müslüman Uygurların din ve vicdan hürriyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması.
  5. Doğum kontrolü ve aile planlaması adı altında getirilen çocuk kotalarının kaldırılması.
  6. Bugün sayıları yüzbinleri aşmış olan 18-25 yaş arasındaki genç kızların iş vaadiyle 'zorla' Çin'e götürülmesinin durdurulması.
  7. Çift dilli eğitim bahanesiyle ailelerinden zorla koparılarak Çin'e götürülen 6-7 yaşlarındaki çocukların ailelerine teslim edilmesi ve Dünya tarihinde benzeri görülmemiş bu asimilasyon politikalarından vazgeçilmesi.
  8. Tarihe Urumçi olayları olarak geçen katliamda öldürülenlerin isimlerinin açıklanması, kayıpların ve cezaevlerindeki tutukluların tespit edilmesi. Bağımsız gözlemcilerle birlikte 5 Temmuz 2009 katliamının gerçek boyutlarının ortaya çıkarılması.
  9. Tayland’da bulunan ve Türkiye’ye sığınma talebinde bulunan 300 kişi için gerekli imkanların sağlanması.Bu noktada ülkemizin ve uluslararası kurumların gerekli girişimleri yaparak ölüm riski yüksek kişilerin siyasi sığınma hakkını tesis etmesi gerekmektedir.* 

Yaşam standartları ve özgürlükler açısından en ileri düzeyde yaşamamız gereken 21. yüzyılda, insanoğlu ortaçağ kölelik ve işkence yöntemleriyle ezilmekte, hatta yok edilmektedir. Medyamızın yaptığı iki satırlık haberlere karşı olan ilgisizliğimiz ve alışmış tavrımız tüm bu olayları görmezden gelmemize sebep olmaktadır.Yaşanan son olayda görülmektedir ki uluslararası camia konuya gereken önemi göstermemektedir.Bu manada Tayland’da bulunan 300 kişi başta olmak üzere tüm dünyada sığınmacılara hakları teslim edilmelidir. Uygurların, en temel insan hakları çerçevesinde değerlendirebileceğimiz talepleri ve karşılaştıkları katliamlar ile asimilasyon politikaları karşısında lütfen duyarsız kalmayalım. Onbinlerce kilometre ötede olsa bile yaşamak için hala 'insanlığa' muhtacız.  

*Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır. - İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Ek okumalar için:

 

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Değerli Tıp Öğrencileri,

Bilindiği üzere,  25 Kasım tarihi kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla, 15 yıl önce BM Genel Kurulu kararı ile Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak  ilan edilmiştir. Ülkemizde ve Dünya’da hızla artış gösteren bu şiddetin, eşitlik, onur ve güvenlik ilkeleri bakımından insani hiçbir değer ile bağdaşmadığı ortada olup, kadına yönelik şiddete karşı bölgesel ve küresel farkındalık yaratılması kaçınılmazdır.

Kadına yönelik şiddet “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma”(1) olarak  tanımlanır. Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi, bu durumu kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir şiddet olarak belirtmektedir. Bu şiddet, erkekler ve kadınlar arasındaki eşit olamayabilen güç ilişkilerinin bir göstergesi  olabilmekte, aynı zamanda kadınları kaba kuvvet ile sindirerek kişinin kendi istediği yön-doğrultuda hareket etmesini sağlama amacı ile kullanılabilmektedir.

Ülkemizde dayaktan töre cinayetlerine, küçük yaşta evlilikten, beşik kertmesine ve intihara varan toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin var olduğu  belgelendirilmiştir.(2)  Türkiye'de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken bu rakam 2009'un ilk yedi ayında 953'e çıkmış, yani 7 yıl içerisinde %1400 gibi bir artış göstermiştir.(3) Verilere göre 2012'nin ilk ayında 12 kadın öldürülmüş, 26 kadın ve iki çocuk yaralanmış; 10 kadın tecavüze uğramış, 5 kadına zorla seks işçiliği yaptırılmış ve 35 kadın tacize uğramıştır. Aynı zamanda da 29 ilde 92 kadına yönelik şiddet, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, tecavüz, yaralama ve çocuk istismarı vakası yaşandığı tespit edilmiştir.(4)  Öte yandan Hacettepe Nüfus Etütleri Merkezi’nin 2008’de yaptığı “Türkiye'de Kadına Yönelik Aile Şiddet Araştırması” verilerine göre, ülke genelinde evlenmiş kadınların %39'unun fiziksel şiddete, %15'inin cinsel şiddete, %42'sinin fiziksel veya cinsel şiddete, %44'ü duygusal şiddet/istismara yaşamlarının herhangi bir döneminde eşleri veya birlikte oldukları kişiler tarafından maruz kaldığı ortaya konulmuştur.

Unutulmamalıdır ki toplumlar içinde yaşayan kişilere ayrım yapmadan verdikleri değer ölçüsünde gelişirler. Bizler, kadın ve erkek eşitliğine sonuna kadar inanan hekim adayları  olarak, ülkemizdeki tüm kurum ve kuruluşları gerek eşitlik gerekse de kadına yönelik şiddet konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

Türk Tıp Öğrencileri Birliği
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 2014-2015

 

(1)           -> Kadına Yönelik Şiddet (Dr. İlknur YÜKSEL KAPTANOĞLU)
(2)           -> Uluslararası Af Örgütü Türkiye Raporu (2004)
(3)           -> Adalet Bakanlığı 2009 Açıklamaları
(4)           -> http://bianet.org/bianet/insan-haklari/135992-erkek-siddeti-ocak-2012-ta...

 

Çocuk İstismarı

Değerli Tıp Öğrencileri,

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde, belki de ülkemizdeki önemli sorunlardan biri olan ve çocukların sağlıklı-güvenli yaşam hakkına en büyük tehditlerden birisi Çocuk İstismarı'na dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO - 1999) çocuk istismarını, “çocuğun hayatına, sağlığına, gelişimine, güven, sorumluluk ve becerilerle ilgili genel değerlerine zarar vermek” şeklinde tanımlamaktadır. Özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddet, istismar ve ihmal, derin izler bırakmakta, akıl ve ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu kapsamda, çocuk istismarı şu şekilde sınıflandırılabilir;

- Duygusal İstismar
- Fiziksel İstismar
- Cinsel İstismar
- İhmal

Bizler Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, halkımızı ülkemizde ve dünyada önemli tabulardan birisi olan bu konu ile ilgili duyarlı olmaya davet ediyoruz.

İzleyeceğiniz video, Erciyes Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği - Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Yerel Yöneticisi Rabia SAYGIN öncülüğünde çekilmiş olup, gerek kendisine gerek de Erciyes Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği'ne teşekkür ederiz

Ahmet Melih ERDOĞAN
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

 

Ulusal Tıp Eğitimi Çalıştayı Gerçekleşti

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Desteklenmiş Projelerinden biri olan Tıp Eğitimi Çalıştayları; 8-9 Kasım 2014 tarihlerinde, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ev sahipliğinde, Ulusal Tıp Eğitimi Çalıştayı’nı hayata geçirdi. Konusu “İletişim Becerileri Eğitiminin Müfredatımızdaki Yeri ve Önemi” olan çalıştay, Türkiye genelinde 40 tıp fakültesinden 140 tıp fakültesi öğrencisinin katılımıyla gerçekleşti.

Geçtiğimiz aylarda da yine aynı tema üzerine Marmara ve Doğu Anadolu Bölgesel Tıp Eğitimi Çalıştayları’nı hayata geçirmiş olan proje, ulusal çalıştayın da gerçekleşmesinin ardından; yolun başında "tıp fakültesi öğrencilerinde aldıkları eğitim hakkında farkındalık yaratmak ve söz sahibi olmalarını sağlamak" olan hedefine bir adım daha yaklaştı.

Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, Osmangazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu ve Gazi Üniversitesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. İrem Budakoğlu’nun tema üzerine sunumlarıyla zenginleşen çalıştayın programında aynı zamanda İletişim Becerileri, Vücut Dili, İşaret Dili atölye çalışmaları da yer aldı.

2 gün süren çalıştay, katılımcıların tüm oturumlarda işlenen tema üzerine tıp eğitiminde gözlemledikleri eksikleri ve çözüm önerilerini tartıştıkları bildiri yazma oturumuyla son buldu. 

Meme Kanseri Farkındalık Ayı

Merhabalar Sevgili TurkMSIC Gönüllüleri! 

İçinde bulunduğumuz Ekim Ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak biliniyor. Biz geleceğin hekimleri de elimizden geldiği kadar farkındalık uyandırmaya çabalıyoruz. Ne yazık ki bazı popüler akımlar bu farkındalığı yeterli düzeyde oluşturmaya yetmiyor. Peki bizler daha somut adımlar atmak adına ne yapabiliriz?

Gelin bu seneki Ekim Ayı için kendimize çevremizden, akrabalarımızdan, komşularımızdan bir kadın seçelim ve onu meme kanseri hakkında bilgilendirelim. Kendi kendine meme muayenesi gibi çok basit fakat büyük önem taşıyan bir yolu öğreterek gerçek bir farkındalık yaratalım. Hangi taramaları, kaç yaşlarında yaptırması gerektiğinden bahsedelim. Unutmayalım ki kanser önlenebilir bir hastalıktır ve bizler çevremizden sadece bir kadın için dahi olsa yaktığımız bu mumla kansere dur diyebiliriz!

Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır diyorsanız:

  • Muayene edilecek memenin tarafındaki kol başın üzerinde tutulur ve diğer elin parmak uçlarıyla dairesel, yukarı aşağı veya ışınsal şekilde meme dokusu taranır.
  • Memelerde belirgin bir şişlik, kitle, içe çökme, renk değiştirme, portakal kabuğu görüntüsü görüldüğü durumlarda doktora başvurulmalıdır. 

Hatırlayalım: Kendi kendine meme muayenesi 20 yaşından sonra her ay, mamografi 40 yaşından sonra her sene tekrarlandığı durumda meme kanseri vakalarının %80’i erken dönemde saptanabilir.  

Aylin Gareayaghi
Bezmialem Tıp Öğrencileri Birliği

http://scora.turkmsic.net/kkmm