Haberler

1. SCORA Paneli Ev Sahipliği Başvuruları Açıldı

Birliğimizin Değerli Gönüllüleri,

Çukurova Genel Kurulu'nun TurkMSIC ve SCORA içinen büyük meyvesi süphesiz ki genel kurulda oy birliği ile kabul edilmiş olan "SCORA Vizyon ve Yenilik" bildirisidir. Bildiğimiz üzere SCORA'nin önümüzdeki 7 senelik vizyonu ve hareket planı onaylanarak, uzun vadeli hedefler ve yeni yapılanmalar kararlaştırılmıştır.

İşte bu meyvenin en büyük sonuçlarından biri de, bu duyurunun temelini oluşturan, büyük emekler ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan; I. SCORA PANELİ'dir.

SCORA Ulusal Takımı olarak I. SCORA PANELİ'nin SCORA'da birçok şeyin öncüsü olduğunu gördüğümüzden ayrı bir önem ve kıymet vermekteyiz.

I. SCORA PANELİ Kürtaj, Cinsel saldırı, İnfertilite ve Tabu olarak 4 ana konudan oluşup bunların tıbbi ve hukuki süreçlerini (Tıp ve Hukuk öğrencilerinin katılabildiği) ele alan SCORA'nın yeni bir yüzü yeni bir hayalidir. Bu hususta sizleri yeni ve güncel bir SCORA'ya davet ediyoruz. 

Bizler için ve birliğimiz için önem arz eden bu organizasyonun ev sahipliğini açmaktan mutluluk duyarız. 13 Şubat 2014 saat 21.00'e kadar ilgili yerellerimiz organizasyona ev sahipliği adına, ekteki formu doldurarak başvurabilirler. Herhangi bir soru(n) esnasında bana veya NORA'mıza her zaman ulaşabilirsiniz. 

Birlik adına çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğimizi bildirirken, sizlere de kolaylıklar dileriz...

Sempozyumda görüşmek dileği ile,

SCORA Ulusal Takımı Adına,
Yasin İlhan
1.SCORA Paneli Sorumlusu

Başvuru Formu: https://yadi.sk/i/CKdTmM93eMSym

Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

Değerli Tıp Öğrencileri,

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi o ülkedeki kadın haklarının sağlamlığı, kadının iş hayatındaki ve toplumdaki konumuyla paralellik gösterir. Dünyada ve ülkemizde nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadının katılmadığı bir gelişim ve değişim söz konusu değildir. 

Kadının toplumdaki yeri asırlardır ev ile sınırlandırılmış, işlevi ev işi ve çocuk yetiştirme olarak belirlenmiştir. Yaşadığımız son yüzyılda bu konu hakkında önemli gelişmeler yaşanmıştır.Ülkemizde ise Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan bu süreçle Türk kadınına önemli toplumsal haklar verilmiştir. Özellikle 1980lerin başında yaşanan gelişmeler ve kabul edilen bir çok bildiri bu durumun ivmesini oldukça arttırmıştır(1).

Fakat yapılan çalışmalar kadın istihdamı konusundaki ilerlemenin kalıcı olmasını sağlayamamıştır. 1989'de yüzde 36.1 olan işgücüne katılım oranının, sonraki yıllarda düşüşe geçtiği, 2000'de yüzde 26.6, 2005'te 23.3 ve 2010'da yüzde 27.6 olduğu görülüyor. 2008'den bu yana artış gösteren işgücüne katılım oranına karşın Türkiye, 2012 sonunda ulaştığı yüzde 29.5ları bulmuştur(2). Ekonomik büyüklük olarak dünyada 16.sırada bulunan ülkemizde, kadınların ekonomiye katılımı yine dünya çapında sıralandığında 134 ülke içerisinde 131. sırada yer almaktadır.

Kalıcı bir artışın sağlanamayışının en önemli nedeni olarak kadının iş hayatı dışındaki ev işleri sorumluluğu ve annelik görevi gösterilmektedir. Kadının çalışma hayatına hızla girişi, annelik rolünü değiştirmemesine rağmen, kadının ve annenin algılanışını değiştirmiştir. Çalışmaya başlayan kadın, annelik statüsü ve rolünün dışında kadın olarak yer edinmeye başlamış ve kadın statüsünün ataerkil bir toplumda önem kazanmasına yol açmıştır. Burada unutulmaması gereken şey ise anayasalarımızda da belirtildiği üzere ailenin toplumumuzun yapıtaşı olmasının yanı sıra bu sistemdeki eşitlik ortamıdır. Ev işleri ve çocuk bakımı gibi konuların aile bireyleri içindeki homojen dağılımı sağlandığında bir kadın annelik ve iş hayatı arasında bir seçim yapma gereği duymayacağıdır. Bunların yanısıra kadın haklarının bir gereği olarak bütün bunların kadının kendi öz benliğiyle alacağı kararlara bağlı olmalıdır. 

Çalışmanın kadının dünyaya bakışını katkısı tartışılmaz bir gerçektir. Böylece aile ve toplumdaki statüsü yükselecek, erkeğin arkasında değil, yanı başında, onunla eşit bir eş olarak yerini alacaktır.Kadınlar, toplumsal olarak desteklenmediklerinde ve güçsüz kaldıklarında, annelik rollerini de gereği gibi yerine getiremeyeceklerdir .Nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların yasalar önündeki eşitliğinin toplumsal bakış açısına empoze edilmesi bu konuda yapılacak en güçlü adım olacaktır. 

Biz, Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, toplumumuzdaki değerleri çok yüksek olan güçlü yürekleriyle her konuda ülkemize mükemmellikler katan kadınlarımıza en içten sevgilerimizi sunarız.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği 
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 14'-15'

1)T.C.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Türkiye'de Kadın - Haziran 2014
2)Türkiye İstatistik Kurumu - İstatistiklerle Kadın 

2. Tıp Eğitimi Sene Ortası Buluşması Düzenlendi

Tıp Eğitimi Gönüllülerinin kendilerini ifade ederek, Tıp Eğitimi konusundaki ufuklarını açan bu buluşma Gazi Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği ve Ufuk Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği işbirliği ile Ankara'da düzenlendi.
 
Tıp Eğitimi Ailesine yeni katılan gönüllülerimiz için işin en temelinden, savunduğu değer olan Tıp Eğitimi Çalışma Kolu her yönüyle tanıtıldı. Neler yaptığımız, neden yaptığımız, hangi seviyede olduğumuz, hangi seviyede olmamız gerektiğine kadar birçok konuda tartışmalar yapıldı. Yarıyıl toplantısı aynı zamanda Ulusal Tıp Eğitimi Takımı ile Yerel Tıp Eğitimi Direktörlerinin ve gönüllülerinin buluşma noktası oldu. Bu buluşma bize Tıp Eğitimi konusunda birçok bilgi yeni bilgiler katıp ve Tıp Eğitimi'ne karşı ufkumuzu genişletti.
 
Dış katılımcılar olarak Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Emin Tekeli, UTEAK ve TEPDAD Başkanı Sayın İskender SAYEK ve Gazi Üniversitesi Tıp Eğitimi ABD'den Sayın Doç. Dr. Özlem ÇOŞKUN toplantımızı şereflendirdi. Özlem Hocamız Tıp Eğitimi Ana Bilimdalı'nda kariyer ve işleyişi anlattı ve ardından soruları yanıtladı. İskender Hocamız Akreditasyon hakkında kapsamlı bir sunum yaparak Akreditasyon'a her yönüyle hakim olabilmemizi sağladı ve ardından Akreditasyon sorularını yanıtladı. Her iki sunumda da Tıp Eğitimi Çalışma Kolu Üyeleri olarak Öğrencilerin bu alanlarda nasıl aktif olabileceği konuşuldu , tartışıldı. Saygıdeğer hocalarımıza teşrifleri için teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nun KÇG leri tanıtıldı ve "Tıp Eğitimi Sözlüğü" tüm katılımcılara dağıtıldı. KÇG Koordinatörlerimize teşekkür ediyoruz.
 
Savunculuk ve Liderlik Eğitimleri ile bir Tıp Eğitimi Gönüllüsü'nde bulunması gereken en önemli iki özellik tüm katılımcılara eğitim verilerek aktarıldı. Eğitim Direktörümüz Orkun Kılıç ve eğitmenlerimiz Berkalp Berker, İzel Alican, Aylin Çetinkaya'ya teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nun İç Tüzüğü revize edildi ve Tıp Eğitimi Çalıştayları için konu önerileri alındı. TEÇ konu önerileri alındıktan sonra çıkan öneriler kapsamlı bir şekilde eleştirilip oylanılarak, en çok ilgi gören konular belirlendi. Çalışmaları, azmi ve gayreti için TEÇ Koordinatörü sevgili Feyzi Yunus Arslan'a teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'na başka bakış açısı kazandırması açısından önemli olan diğer Çalışma Kollarından olan katılımcılarımıza görüş, önerileri ve geri bildirimleri için teşekkür ederiz. Tıp Eğitimi Çalışma Kolu hepimizin Çalışma Kolu'dur.
 
OC Başkanları sevgili Cemre Çelebi ve sevgili Yiğit Yıldız'a bu güzel organizasyon için teşekkür ediyoruz.
 
Bu buluşmayı planlayıp, oluşturan ve gerçekleştiren Tıp Eğitimi Ulusal Direktörü Enes AKDAN, Ulusal Tıp Eğitimi Takımı; Büşra Öner, Fatma Betül Özen, Ömer Gürlek, Bora Ünal, Tuncel Uzel'e teşekkür ediyoruz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nu anlamanın yolu, onu tanımaktan geçer. Bizi daha yakından tanıdığınızı ve bizi artık daha iyi anladığınızı düşünüyoruz.
Eğitim Şart, Tıp Eğitimi ile kalın.

Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı Toplantısı'na Katılım Gösterildi

Değerli Tıp Fakültesi Öğrencileri,
5 Aralık 2014 günü düzenlenen 'Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı (ÇTÇS Mücadele Ağı)' toplantısına Türk Tıp Öğrencileri Birliği'ni temsilen katılmış bulunmaktayız.  

Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı, Türkiye de çocuk satışı, çocuk fuhuşu, pornografisi ve çocuğa yönelik her türlü ticari cinsel sömürünün ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalarda bulunmak üzere kurulmuş sivil toplum kuruluşları ağıdır . Ağ bünyesinde ayrıca Çocuk ve Gençlik katılımını sağlamak üzere ÇTCS ile Mücadele Gençlik Ağı oluşturulmuştur. Türkiye Ağı, Uluslarası ECPAT (End Child Prostitution, Child Pornography and Trafficking of Children for Sexual Purposes– Çocuk Fuhuşu, Çocuk Pornografisi ve Cinsel Amaçlı Çocuk Ticaretine Son) tarafından desteklenmektedir.

Toplantı ağ koordinatörü Av. Şahin Antakyalıoğlu başkanlığında yürütüldü. ÇTÇS hakkında verdiği kısa bilgilerden sonra bu sene kurmaya başladıkları yeni yapılandırmadan ve yeni eğitim kollarından bahsetmeye başladı. Akran eğitimi programlarına ve il içi eğitim programlarına ağırlık vereceklerini açıkladı. Cinsel sömürü ve türleri konusunda hukuki ve sosyal boyutlara eğilinmesi gerektiğini, bu konu hakkında eğitim düzenlenmesi gerektiği tartışıldı. 

Sosyal Hizmetler' den gelen görevlilerin projesi açıklandı. Projeye göre öncelikle üniversite çağındaki yetişkinlerin yani bizlerin eğitilmesi gerektiği, ardından çocuklara onların anlayabileceği dilde(oyunlar, şarkılar, tiyatrolar vb) eğitim verilmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle dezavantajlı bölgelerde veya pilot bölge seçilerek okul üzerinden ve yaş gruplarına göre eğitim verilebileceği kararına varıldı. Bunun için 'online cinsel sömürü', ''cinsel amaçlı çocuk ticareti', 'cinsel amaçlı turizm' ve 'eğitici grupları' başlıklı dört ana alt çalışma grubu belirlendi. Bu 4 ana çalışma grubuyla ve il koordinatörleriyle ilgilenecek 4 yardımcı Türkiye koordinatörü, 3 örgütlenme sorumlusu ve 4 denetçi açık oylama sistemi ile seçildi. 

Sözü tekrar alan Av. Şahin Antakyalıoğlu 'Her 5 çocuktan biri cinsel şiddete maruz kalıyor. Çocuklar bunun farkında değil, duygusal sömürüden kaçamıyorlar. Ayrıca ailelerinden de böyle görüyorlar. Evliliği evde gördüğü gibi düşünüyor, erken evleniyor, şiddet görüyor ve ses çıkarmıyor. Onları bilgilendirmek gerek. ALO 183 hattı, 444 43 06 numaralı telefondan ulaşılabilecek Gelincik Hattı, merkez amirlikleri gibi yerlere çevremizde gördüğümüz sömürü olaylarını şikayet edebiliriz' diyerek toplantıyı bitirdi. 

Toplantı bittikten sonra birliğimiz adına Ağ Koordinatörü Av. Şahin Antakyalıoğlu ile ağa kanalize olma sürecimiz, kısa/uzun vadede hedefler, il temsilcilikleri ve ağ ile birliğimiz arasındaki kişilerden bağımsız organik iletişim kanalları konuları hakkında görüşmelerde bulunuldu.

Ahmet Melih Erdoğan
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Bengisu Bulucu
Ufuk Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Üreme Sağlığı Yerel Direktörü

                            

Doğum Kontrol Yöntemleri Üzerine

Değerli Tıp Öğrencileri,

Kadın yaratılışın ve yaratıcılığın yüzyıllar boyunca sembolü olmuştur. Gelişen, değişen ve yükselen toplumların daimi öncülüğünde kadınlar yer almıştır, sosyal ve iş hayatında özellikle gelişen ve gelişmekte olan toplumlarda önemli bir unsurdur. Günümüzde uluslararası ilişkilerde, iş hayatında kilit noktalarda kadınlar yer almakta ve önemli başarılara imza atmaktadır. Sosyal hayatın şekillenmesinde ve günümüz modern hayat standartlarının mimarisinde başrolde kadınlar vardır. Tüm bu koşullar içinde gelişen ve ilerleyen ülkemizde kadının sadece doğum yapan bir madde olması kabul edilemez bir düşüncedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün hesaplarına göre, dünyada her yıl, 210 milyon civarında gebelik meydana gelmekte, bunların yaklaşık 1/3’ü istenmeden oluşmaktadır. Dünyada meydana gelen gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşükle sonlanmaktadır. Yasaklamalar nedeni ile düşüklerin 19 milyonu güvenli olmayan koşullarda gerçekleşmektedir.(1) Kadın gerek günümüz koşullarının getirdiği standartlar gerekse de kendi bedenin söz sahibi kendi olması dolayısıyla doğurganlığına sadece kendi karar verebilir. Bu koşullar içinde doğum kontrol yöntemleri önemli bir unsurdur.
Ekonomik anlamda da doğurganlık oranı önem arzeder. İşsizliğin nedenleri ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber doğurganlığa bağlı olarak ortaya çıkan hızlı nüfus artışı, kırdan kente göç, istihdamdaki yetersiz artış, işgücünün eğitim seviyesindeki düşüklük, yaşanan ekonomik krizler Türkiye için öne çıkanlardandır. Doğurganlığı belirleyen sosyoekonomik faktörlerden kadınların işgücüne katılım oranı, gelir düzeyi, kentleşme, göç, sanayileşme ve özellikle eğitim düzeyinin doğurganlık ve nüfus artışı kanalıyla işsizliğe etkilerinin gerçekçi olarak belirlenmesi Türkiye açısından önem arz etmektedir. Söz konusu faktörler arasında gerek diğer faktörlere etkisi gerekse direkt olarak doğurganlığı ve nüfus artışını etkilemesi açısından eğitim en önemli faktör olarak göze çarpmaktadır(2). Bu bağlamda doğum kontrol yöntemleriyle belirlenen doğurganlık oranı hem kadının toplumdaki yeri ve önemini, hem de ülkenin ekonomi düzeyi, gelişmişliği ve eğitim düzeyini gözler önüne serer.

Biz Türk Tıp Öğrencileri Birliği Gönüllüleri olarak, "Doğum Kontrol Yöntemleri"nin bir hak olduğunun farkındayız. Öte yandan sadece tıbbi gerekçelere dayanarak uygulanabildiği gerçeğinin yani sıra, aynı zamanda sosyal ve ekonomik nedenlere dayanarak da yapılabilen bir girişim olduğunun, gerek resmi organlar gerekse de diğer sivil toplum kuruluşları tarafından unutulmaması gerektiğini hatırlatırız.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Türk Tıp Öğrencileri Birliği
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 2014-2015

1) TJOD Kürtaj Raporu
2) Türkiye’de Eğitim, Doğurganlık ve İşsizlik İlişkisinin Analizi(Haşim AKÇA,Mehmet ELA)

Aile planlaması; istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tamamıdır. Aile planlaması ailelerdeki çocuk sayısını sınırlandırma anlamına gelmez. Aile planlamasının amacı; anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve gebeliğin, çocuk sahibi olmak istendiği zaman oluşmasıdır.
Doğum kontrol yöntemleri; geçici ya da kalıcı olarak kadınların gebe kalmasını önlemek, gebelik olasılığını azaltmak ya da istedikleri zaman çocuk sahibi olmalarına imkan veren çeşitli yöntemlerin tümüne birden verilen addır.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Destekçimiz Oldu!

Türk Tıp Öğrencileri Birliği ülkemizde okuyan tüm tıp fakültesi öğrencilerini temsil eden ve onların gelişimini sağlamaya çalışan köklü bir kuruluştur. Yıllardır tıp fakültesi öğrencilerinin bilimsel ve sosyal alanlardaki çalışmalarına fırsat sağlayan birlik, bu yıl Dünyanın En Büyük Tıp Öğrenci Buluşması olan IFMSA Genel Kurulu toplantısına ülkemizde ev sahipliği yapmamızı sağlamıştır.

Birliğin çalışmalarını tanıtmak ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin desteklerini almak üzere düzenlenen toplantıya Türk Tıp Öğrencileri Birliği Dış İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tuğba Akçaoğlu, Türk Tıp Öğrencileri Birliği İç İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mihriban Aksoy ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Başkanı Erşan Günenç katılarak çalışmalarını Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin ile paylaşarak destek sözü aldılar.

http://www.milliyet.com.tr/turk-tip-ogrencileri-birligi-nden-sahin-gazia...

Her Yönüyle Diyabet Etkinliği

15 KASIM 2014 "HER YÖNÜYLE DİYABET" ETKİNLİĞİ

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Fırat, Gaziantep ve Zirve Üniversiteleri yerel birlikleri olarak Halk Sağlığı Çalışma Kolu gönüllüleriyle Gaziantep'in İbrahimli köyünde diyabet taraması yaptık.

Ülkemizde her 100 kişiden 14’ünde görülen ve erişkin yaş grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedeni olan diyabet aynı zamanda bireyde böbrek hastalıkları, kalp krizi ve felç gibi maddi açıdan çok zorlayıcı manevi açıdan da yıpratıcı komplikasyonlara neden olabileceği için halk sağlığı gönüllüleri olarak bu konuda farkındalık yaratmak ve gerekli önlemleri almaları adına bu etkinliği düzenledik.
Etkinlik öncesi Fırat, Gaziantep ve Zirve Üniversiteleri’nde endokrinoloji bölümünden şeker ölçümü ve diyabet hakkında gerekli eğitimleri aldık. Böylece etkinliğe katılacak halk sağlığı çalışma kolu gönüllüleri hem diyabet hakkında ayrıntılı bilgi aldı hem de şeker ölçümü konusunda pratik yapmış oldu.
60 halk sağlığı gönüllüsü tıp öğrencisinin katılımıyla köy halkının şekerini ölçerek aynı zamanda diyabet hakkında bilgilendirme ve anket çalışması yaptık. Köy camisinden yapılan anonsla başlayan etkinliğimiz, anonsu duyan köy halkının da katılımıyla çok verimli bir hal aldı. Gruplara bölünen arkadaşlarımız herkesle tek tek ilgilenerek kan şekerini ölçtü. Aldıkları sonuçlara göre önerilerde bulundu ve birebir bilgilendirme yaptı. Yaptığımız anketler sonucunda köyde yaşayanların %10'u diyabet risk grubunda çıktı. Bu gruptaki kişilere hastaneye başvurmalarını ve mutlaka takipte kalmalarını söyledik ve bu konuda sözlerini aldık. En yakın zamanda da tekrar bir ziyarette bulunup etkinliğimizin verimliliğini ölçmek adına kaç kişiye bu konuda gerçekten faydalı olabildiğimizi test edeceğiz.
Misafirperver köy halkı da bize her konuda yardım etti ve etkinlik sonunda bu çalışmamız için teşekkürlerini iletti. Hem tıp öğrencileri bu motive edici çalışma ve araştırmada bulunmaktan hem de köy halkı gördüğü ilgi ve sevgiden çok mutlu olarak etkinlikten ayrıldı.

Gaziantep’ten sevgilerle,
Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Halk Sağlığı Yerel Direktörü Deniz Demir

http://www.telgraf.net/seker-avcilari--haberi-32811.html

Ankara Yerelleri İnsan Hakları Etkinliğinde Buluştu!

Gazi, Ankara, Hacettepe, Başkent ve Yıldırım Beyazıt Tıp Öğrencileri Birliği üyeleri 13 Aralık 2014 tarihinde 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne dikkat çekmek için Sakarya Caddesi - Ankara’da bir araya geldi.

Broşür ve anketlerle insanların birebir bilgilendirildiği bu güzel etkinlik yaklaşık 5 saat boyunca devam etti. Çarkıfelek oyunu ile insanların hakları hakkında ne kadar bilgili olduğu sorgulandı ve eksikleri tamamlandı.

İnsanlık topluluğunun bütün üyelerinde bulunan onurun; eşit ve başkasına aktarılamaz hakların tanınması, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğu için haklarına sahip çık! 
‪#‎benimicinhak‬

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü

Değerli Tıp Öğrencileri; 

Günümüz dünyasında bir toplumun medeniyet düzeyi, o toplumun insanlara, özelliklere kadınlara verdiği önemle, verdiği hakla sorumluluklarla değerlendirilmektedir. 5 Aralık 1934 senesinde “Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı” tanınan yasa çıkarılmıştır. O günden bu yana kadınlar; sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal olarak yasa önünde erkeklerle eşittir. İçinde bulunduğumuz yüzyılın başlarından bu yana tüm dünyada kadınların daha insanca yaşama isteğini dile getirdikleri bir mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmaktadır. Kadın sorunlarının gündeme getirilmesi, bu konuda bir farklılık oluşması ve çözümler bulunması yolunda önemli bir gündür. Demokratik bir toplum için kadınların güçlendirilmesi, çalışma alanlarının genişletilmesi, eğitim, sağlık, istihdam, hukuk, siyaset vb. alanlarda eşit fırsat imkânlarından yararlanmalarının sağlanması önem taşımaktadır.

Ekonomik büyüklük olarak dünyada 16.sırada bulunan ülkemizde, kadınların ekonomiye katılımı yine dünya çapında sıralandığında 134 ülke içerisinde 131. sırada yer almaktadır. İŞKUR, sahiplendiği projeler ile kadınların çalışma hayatına atılımını, “kadınların bu alanlardaki eğitimi” sağlayarak kolaylaştırmakta, aynı zamanda bakmak ile yükümlü olabileceği yaşlı-çocuk bireylere kamu-terel yönetim desteği sağlanmasında rol oynamaktadır.

Türkiye genelinde evlenmiş kadınların; %39'u fiziksel şiddete, %15'i cinsel şiddete, %42'si fiziksel veya cinsel şiddete, %44'ü duygusal şiddet/istismara yaşamlarının herhangi bir döneminde eşleri veya birlikte oldukları kişiler tarafından maruz kalmaktadırlar.(1) Kadınları, çocukları, aile bireylerini şiddete karşı korumayı amaçlayan “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”a göre şiddete uğrayan kişi ya da bu kişi ile aynı evde yaşayan diğer bireyler; Valilikler ve Kaymakamlıklar, Polis ve Jandarma, Cumhuriyet Savcılığı veya Aile Mahkemesi Hakimliği ‘ne ücretsiz olarak başvurabilirler.

Çocuk gelinler olarak tabir ettiğimiz, 18 yaşın altında evlenen kadınların oranı ülkemizde %28’dir. Bu oran bölgeler arası farklılık göstermektedir; Orta Anadolu’da %37’ye, Doğu ve Güneydoğu’da %40-42’ye çıkmaktadır.(2)

Birleşmiş Milletlerce 1979’da kabul edilen ve Türkiye’nin 1985 yılından bu yana taraf olduğu “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” (CEDAW) Birleşmiş Milletler bünyesinde yer alan sekiz tane temel insan hakları sözleşmesinden biridir. Sözleşmeye 2002 yılı itibariyle taraf olan devletlerin sayısı 170'tir.

1 Mart 1980 tarihinde imzaya açılan ve 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe giren Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine katılmamız 11.6.1985 tarih ve 3232 Sayılı Kanunla uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunca 24.7.1985 tarihinde 85/9722 sayılı kararla onaylanmış ve 14 Ekim 1985 tarih ve 18898 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Öncelikle 1926 yılında Türk Medeni Kanunu ile aile ve sosyal çevrede birey olarak yerini alan Türk kadını 1934 yılında da seçme ve seçilme hakkını elde ederek Türk siyasi hayatında söz sahibi olmuştur. Kadınlarımızın eğitimli ve bilinçli olması sağlıklı bir toplumun ön şartıdır. Zira kadınlar toplumun temelini oluşturduklarından güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk gibi alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan yararlanmalarının sağlanması önemli ve zorunludur. 

Karşılıksız sevginin, sonsuz hoşgörünün, emeğin ve sabrın ne demek olduğunu çocukluktan yetişkin birey olana kadar kendilerinden öğrendiğimiz kadınlar her şeyin en güzeline layıktır.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği
İnsan Hakları ve Barış Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 2014-2015
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 2014-2015 

1- Hacettepe Nüfus Etütleri Merkezi’nin “ Türkiye'de Kadına Yönelik Aile Şiddet Araştırması”
2- Hacettepe Üniversitesi’nin “Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması” (2008)

3 Aralık Dünya Engelliler Günü Bildirisi

TÜRK TIP ÖĞRENCİLERİ BİRLİĞİ'NDEN KAMUOYUNA DUYURU

 

Dünya üzerinde bir milyardan fazla insan hayatını çeşitli nedenlerden dolayı engelli olarak devam ettirmektedir. Ülkemizde nüfusun %12.29’u engelli bireylerden oluşmaktadır. Bunların 216 bini görme, 156 bini işitme, 37 bini dil ve konuşma, 321 bini ortopedik, 482 bini zihinsel, 176 bini ruhsal ve duyusal yönden engelli iken 808 bini süreğen hastalık sahibi vatandaşımızdır.  Sayıca bu denli fazla olan bu kesim göz ardı edilmeye devam etmektedir.

Toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunların başında fiziksel çevre, ulaşım ve konutlar gelmektedir. Kurumların bulduğu çözümler yetersiz kalmakla beraber vatandaşların duyarsızlığı ve hoşgörüsüzlüğü nedeniyle bu çözümler de boşa gitmektedir. Yaşanılan konutlardan tüm kamusal yaşam alanlarına ve ulaşım araçlarına kadar tüm çevresel unsurların engellilerin özellikleri ve gereksinimleri dikkate alınarak tasarlanmadığı bir gerçektir. Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar ve bahçeler, okullar, konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi birçok fiziksel çevre unsuru engelli bireylerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. Oysa bütün bunlar, engellilerin topluma katılmasını, toplumla bütünleşmesini kolaylaştıracak biçimde tasarlanabilir ve geliştirilebilir.

Hayatın her alanında göz ardı edilen engelli bireylerimizin maalesef ki sağlık alanında da sorunları süregelmektedir. İçinde bulundukları durumdan ötürü sürekli sağlık sistemi ile bağlantı halinde olan bu kişiler kaçınılmaz olarak bu sorunlarla sıkça karşılaşmaktadırlar. Bu kişilerin sağlık sistemi ile ilgili sorunlarının bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

  1. Hastane içerisinde yollarını bulma
  2. Randevu sistemleri
  3. Hastane içindeki dar kapılar, merdivenler, yüksek muayene yatakları
  4. İhtiyaç duydukları tıbbi cihazların zamanında ve gerektiği gibi temin edilememesi
  5. Hastanelerde işaret dili tercümanları bulunmaması, bu nedenle hastane personeli ile yaşanan iletişim sıkıntıları
  6. Hastane asansörlerinin görme engelliler için sesli ve kabartmalı olmaması, hastane içinde görme engelliler için kabartmalı takip çizgilerinin ve kabartma yazılı uyarıların bulunmaması
  7. Çoğu hastanede engelli tuvaletinin bulunmaması
  8. İlaç kutularının görme engelliler için kabartmalı yapılmaması
  9. Bürokratik işlemlerin üniversite, devlet hastanesi gibi resmi hastanelerde farklı katlarda, hatta farklı binalarda olması yüzünden engellilerin tek başına hastaneye gelememesi, mutlaka bir yardımcıya ihtiyaç duyması ve çoğu zaman hastanede bunu yapacak personelin bulunmaması

 

Bu konuların dikkate alınmaması geleceğin hekimleri olan biz tıp öğrencilerini kaygılandırmaktadır. Bu bireylerin engellerinden ziyade bizlerin bu konuda olan tutumu ve bu konuda bulduğumuz çözümler daha önemlidir. Başta yetkili kurumlar olmak üzere tüm kamuoyunu bu konuda düşünmeye ve çözümler üretmeye davet etmekteyiz.

 

Türk Tıp Öğrencileri Birliği